Arvasi, Kürtlerin bir Türk boyu olduğunu, Batılıların ileri sürdükleri gibi ayrı bir kavim olmadıklarını belirtir. Bunları ifade ederken de birçok batılı kaynağı delil olarak gösterir. Ayrıca Kürt kelimesinin ilk kez Yenisey (Elegeş mezar taşları) yazıtlarında geçtiğini ifade
eder.
Bu kitabe şöyledir:
“Kürt El-kan Alp Urungu, altunlug keşigim bantım belde. Elim tokuz kırk yaşım. (Kürt ilhanı Alp Urunguyum. Altunlu okluğumu bağladım belime. Elim/ devletim otuz dokuz yaşımda öldüm.)
(2) Kürtlerin kökeninin Medler’e, Guttiler’e, Karduklar’,
Mervanoğulları’na vs. dayandırılamaya çalışıldığını halbuki bu milletlerin dillerinde “Kürt” kelimesinin hiç geçmediğini, ayrıca Kürt aşireti olarak ifade edilen Zaza, Kurmanç, Lur ve Kalhur ağızlarında da böyle bir kelimenin olmadığını ifade eden Arvasi, “Kürt”
kelimesinin Türk boyları arasında kullanımını da bize aktarır:
Kazakçada ….. kürt ….. kalın kar yığını ….. Kürtlük….. yeni yağmış kar
Kazan Tatarcasında….. Kört….. kar yığını
Çuvaşçada….. kürt….. kar yığıntısı
Uygurcada ….. körtük….. kar yığını
Kırgızcada….. Körtük….. kar yığını
Yakutlarda ….. Kürtçük ….. kar yığını
Tarançilerde….. kürt….. yeni yağmış kar
Şor Türkçesinde ….. Kürt….. çığ
Arvasi, Osmanlı döneminde “Kürdistan” kelimesinin bilinçsizce kullanıldığını, o dönemde sınırları belli bir Kürdistan olmadığını ifade eder. Gerçi belli bir dönem sonra bu tabir özellikle kullanılır hale gelmiştir. Ama kanaatimizce Osmanlı döneminde kullanılan Kürdistan kelimesinin Kürt halkının yaşadığı bölge olarak kullanılması söz konusu değildir.
Yukarıdaki Türk boylarında Kürt sözcüğünün anlamlarına bakarsak bunu daha rahat anlarız. Hepimizin bildiği gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kışlar uzun sürmekte, kar yağışı fazla olmaktadır. Ben üniversiteyi Van’da okudum, iyi bilirim. Kasım ortalarında yağan
kar, nisan sonuna kadar şehir merkezinden kalkmazdı. Hatta Van’ın Bahçesaray ilçesi (eski adıyla Müküs) on bir ay kış, bir ay yaz yaşar. Hepimiz TV’lerde görmüşüzdür. Aylarca yolu açılamaz. Sürekli kar yağışı vardır. Aylarca ulaşılamadığı için Vanlılar Bahçesaray ilçesine
“Müküs Gezegeni” derler.
Eskilerden duymuşuzdur adam boyu karların yağdığını, bugün küresel ısınma nedeniyle eski kar yağışı yok belki, ama o zamanlar özellikle doğu ve güney doğuya iyi kar yağarmış. Böyle bir kar yığını altında kalan bölgeye Türk lehçelerindeki Kürt kelimesinin anlamıyla Kürdistan
demek belki o dönemlerde doğru bir ifadeydi. Arvasi, Kürtçe diye bir dil olmadığını, bölgede konuşulan ağızların Türkçe-Farsça-Arapça kırması garip bir ağız olduğunu ifade ederek
önemli bir noktaya dikkat çeker:
“Herkesin rahatça müşahade edeceği üzere bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’muzda yaşayan halkımızın çoğunluğunun konuştuğu dil kesin olarak Türkçedir. Ancak, yol ve okul götüremediğimiz ve kültür merkezlerimizle irtibat sağlayamadığımız bazı vatan topraklarındaki
vatandaşlarımız, bazen Kurmançi, bazen Zazaki, bazen Gorani, bazen Sorani, bazen Lorani denen ve hepsine de ortak olarak Kürtçe tabiri yakıştırılan ağızla konuşmaktadırlar. Ancak hemen belirtelim ki bu ağızları konuşan gruplar birbirlerini anlamamaktadırlar. Hepsinde ortak olan tek şey: “Yek, dü, se, çar, penç…” diye başlayan ve devam eden Farsça sayı sistemidir. Oysa etnolojik araştırmalar göstermiştir ki en ilkel dilin bile kendine mahsus bir sayı sistemi vardır. Herkes rahatça müşahede etmektedir ki emperyalistlerin ve bölücülerin “Kürtçe” diye tabir ettikleri ağzın böyle bir hususiyeti yoktur. Bu durum bile zorlama bir dil ihdas etme gayretlerini ortaya koymaya yeter. Bize göre Kürtçe tabir edilen ağız, kültür temaslarımızın
emperyalizme dönüşmesinin acı bir meyvesidir.”
(3) Arvasi, Kürtçe diye tabir edilen ağızdaki bazı kelimelerle bunların
Türkçe karşılığını vererek “Kürtçe, Hint Avrupa dil grubundandır.”