Sorgun Ülkü Ocaklarında Güncel Bölgesel Gelişmeler Ekseninde Türk Dış Politikası Konuşuldu

-

Necdet Demirel
edit YAZAR Necdet Demirel arrow_forward
calendar_month 15 Ara 2025
schedule 4 dk
visibility 50
update 09:30
share
Bu haberi paylaş
Facebook X WhatsApp
Sorgun Ülkü Ocaklarında Güncel Bölgesel Gelişmeler Ekseninde Türk Dış Politikası Konuşuldu
Sorgun ülkü Ocaklarının düzenlediği konferansa Yozgat MHP İl başkanı Cevdet Kaya, Yozgat Türk Ocakları Başkanı Nefise Yüksel, Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Seyfi Bayrak, Sorgun MHP İlçe yönetimi , Sorgun Türk Eğitim Sen başkanı Kemal Afşin Ekinci ve çok sayıda davetli katıldı. TASAV Dış İlişkiler Koordinatörü Doç. Dr. Yalçın Sarıkaya'nın konuşmalarıyla başladı. Sarıkaya yaptığı konuşmada ülkenin dört bir tarafının yangın yeri olduğunu söyleyerek zamanın dış işleri bakanı şimdinin başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun politikalarına göndererek sıfır sorun, değerli yalnızlık gibi politikaların tutmadığını bölgenin daha da hararetlendiğini ifade etti. Sayın başbakan Davutoğlu'nun ‘Stratejik Derinlik' adlı kitabına değine Sarıkaya; Akp hükümetini dış politikasının Stratejik derinlik kitabına bağımlı kaldığını savunarak Irak ve Suriye gibi bölge ülkelerini parçalanma sürecine götürüldüğünü söyledi. Sarıkaya; balkanlardan başlayarak bölgesel problemlerin üzerinde durdu.  Yunanistan –Türkiye (kıta sahanlığı), Türkiye –Kıbrıs –Yunanistan üçgeninde sorunlarının devam ettiğini, Kıbrıs sorununda Rahmetli Rauf Denktaşı Kıbrıs sorunu önünde engel olarak nitelendiren Akp hükümetinin Rauf Denktaşın yapmış olduğu çalışmaların devamını dahi getiremediğini, Yunanistan'ın İsrail ile ortaklaşa giriştikleri Akdeniz de ki enerjiyi vurgulayarak Kıbrıs sorununun önemine dikkat çekti. Kıbrıs'ın Akdeniz havzasında önemli bir jeopolitik konuma sahip olduğunu, bölgesel nitelikli girişilen işbirliklerine bakılarak anlaşılabileceğini ifade etti. Daha sonra Arap baharına değinen Sarıkaya, Ortadoğu'yu yeniden tasarımlamak amaçlı girişildiği batı patentli, destekli bir proje olduğunu belirterek daha öncesinde Çek Baharının SSCB'ye karşı aynı şekilde gerçekleştirildiğini ifade etti. Ekonomik ve siyasî çıkar peşinde koşan büyük güçlerin çatışma alanı hâline gelen Ortadoğu'nun, 11 Eylül saldırısından sonra Batılı güçler tarafından yeniden dizayn edilmeye çalışıldığının altını çizmiş, İslâmofobi'nin şekillendirdiği bir senaryonun muhatabı olduğunu ifade etmiş, Birçok soydaşımızın da yaşadığı büyük bir coğrafyayı içine alan Büyük Ortadoğu Projesi'nin ve Arap Baharı'nın Ortadoğu Türklerine etkilerine değinerek, soydaşlarımızın muhatap oldukları mağduriyetlere ve bölgeyi bekleyen tehlikelere dikkat çekmiştir. Türkiye'nin bu süreçte kendisinden beklenen ağırlığı ortaya koyamadığını, Ortadoğu Türklerinin Türkiye'nin Ortadoğu politikasının ana ekseni olamadığını vurgulayan Sarıkaya, IŞID soruna değinerek bu denli büyük bir örgütün ekonomik gücüne vurgu yaparak “bu değirmenin suyu nerden akıyor” diyerek batılı güçlerin projesi olduğunu ifade etti. IŞID'in Suriye ve Irakta binlerce Türkmen'i yerlerinden ettiğini belirterek Telefarde yaşayan Türkmenleri Sincar bölgesine göç etmek zorunda bırakmıştır dedi. Daha sonra sincar bölgesinde yaşayan Yezidilerle birlikte Türkmenler IŞID zulmünden Türkiye'ye sığınmışlar, Türkiye Yezidileri ülkeye sığınmacı olarak kabul ederken Türkmenlere sırt dönmüştür diyerek Türk dış politikasını eleştirdi. Kırım, Karabağ'da süregelen sorunlara da değinerek sözlerini tamamlayan Sarıkaya sözlerini İlbaş'a bıraktı. Prof. Dr. Mustafa İlbaş öncelikli olarak Giresun'dan konferansa teşrif eden Yalçın Sarıkaya'ya ve katlan misafirlere teşekkür etti. Sarıkaya ile eski bir dostluklarının olduğunu belirterek konferansa geçiş yaptı. Ülkemizdeki ve dünyadaki enerji kaynaklarının yanı sıra, kaynakların üretimi ve tüketimi, ayrıca; enerji kaynaklarının kontrolü gibi konulara değinerek, katılımcılara bilgilendirmede bulundu. Dünyada enerji ihtiyacının gün geçtikçe artış gösterdiğini ve kaynakların ihtiyacı karşılama oranının düşüş gösterdiğini söyleyen İlbaş, dünyanın enerjiye 8,9 Trilyon dolar ayırdığını belirterek "Şu anda toplam enerji ihtiyacının %92 si Petrol, Doğalgaz ve Kömür kaynaklarıyla karşılanıyor. Dünya'da, Petrolün 60, doğalgazın 150, Kömüründe 300 yıllık rezervleri olduğu düşünüldüğünde yeni enerji kaynakları için arayışlar büyük önem arz etmekte. Bu noktada ön plana çıkan ise Hidrojen Enerjisi ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından mümkün olduğunca çok istifade etmek.” dedi. İlbaş,  enerji güvenliğinin milli güvenliğin vazgeçilmez unsuru olduğuna dikkat çekti. "Türkiye enerji fakiri bir ülke değil, kaynaklarını devreye koyamamış bir ülkedir. Kurulu güç etkin kullanılamamakta, kayıp-kaçak önlenememektedir. Enerji krizinin nedeni yanlış politikalar ve yönetim hatalarıdır" diyen ve enerji sektörünün devletin kontrol ve denetiminde olmasını isteyen Prof. Dr. Mustafa İlbaş, Rüzgâr, Güneş ve Su enerjileri Türkiye'nin enerji ihtiyacının tamamını karşılayabilecek kapasitede olduğunu söyledi. Ayrıca Nükler Enerji Santrallerinin yaygınlaşması gerektiğini savundu. Son günlerde Türkiye'ye gerçekleştirilen ziyaretler arasında Putin'in ziyaretine değinen İlbaş, Putin'in ziyareti ile Basın ve kamuoyuna adeta Türkiye için tarihi bir başarı havasında yansıtılan ziyaretten çıkan sonuçları değerlendirdi. Türkiye'nin enerjide Rusya'ya olan ve giderek artan aşırı bağımlılığı Kırım meselesinde olduğu gibi dış politikada Türkiye'nin elini bağlamaktadır. Türkiye Putin ziyareti sonunda elini kurtarmak isterken kolunu da kaptırmak üzeredir. Bölgesel politikalara ve enerji güvenliğine de değinen İlbaş Ortadoğu'da yaşanan hadiselerin temel sebebinin enerji odaklı olduğunu ifade ederek tarihten örnekler vererek değerlendirmiştir. Sınırlarımızda oluşan tehlikeye de vurgu yapan İlbaş daha öncesinde sınırlardan sağlanan ekonomik gelirleri karşılaştırarak günümüzde bölge devletleri ile olan ilişkilerimiz münasebetiyle ekonomik gelirimizin ve ihracatımızın azaldığını ifade ederek Güneydoğuda ki bazı illerin esnaflarının gelir ve giderlerini anlatarak sorunu dile getirdi. Sınır'ın namus olduğu ifade eden İlbaş “ Sınır namustu çiğnenmez çiğnetilemez” diyerek salondan büyük bir alkış aldı. Katılan gönüldaşlarına teşekkür eden İlbaş daha sık görüşeceklerini dile getirerek, Yozgat'ın sahipsiz olmadığını, 2016 milletvekili seçimlerinde Yozgat'ın asıl sahiplerinin mührü alacağı belirterek sözlerini tamamladı. 

Bu haberi nasıl buldunuz?

chat_bubble Yorumlar (0)

İpucu: Giriş yapın veya misafir olarak yorum yapabilirsiniz.

⚠️ Misafir yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.

chat_bubble

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!