KILIK KIYAFETE KARIŞAN DEVLET ANLAYIŞINI TERK ETTİK

-

Necdet Demirel
edit YAZAR Necdet Demirel arrow_forward
calendar_month 15 Ara 2025
schedule 6 dk
visibility 35
update 23:46
share
Bu haberi paylaş
Facebook X WhatsApp
KILIK KIYAFETE KARIŞAN DEVLET ANLAYIŞINI TERK ETTİK
CHP MECLİSE BAŞÖRTÜLÜ BİRİ GELİRSE NE YAPARIZ DİYE DÜŞÜNÜYOR Başbakan Yardımcı Bekir Bozdağ bayramlaşmak için gittiği Yozgat´ın Yerköy ilçesinde Demokratikleşme Paketi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ Bayramlaşmak için gittiği Yozgat´ın Yerköy ilçesinde CHP ve MHP´yi eleştirdi. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ "Kılıçdaroğlu, bir yandan başörtülülere seçim gelince rozet takacaksın, öte yandan çarşaflılara rozet takacaksın, öte yandan seçimlerde kapı kapı başörtüsü dağıtacaksın, öte yandan partinin seçim otobüslerine başörtülü hanımların resimlerini koyacaksın, öte yandan başörtülü adaylar göstereceksin göstermek istiyorum diyeceksin, öte yandan bu meseleyi de biz ancak çözeriz biz ancak hallederiz diyeceksin ondan sonrada kalkıp bununla ilgili başka işler söyleyeceksin." Bozdağ yaptığı konuşmada; “Biz Ülkemizin demokratikleşmesi ve hukuk devleti anlamında daha ileri gitmesi noktasında da çok ciddi adımlar attık. Bugüne kadar pek çok demokratikleşme paketini kamuoyuna paylaştık. Ayrıca da bu paylaştıklarımızın gereklerini yaptık. Başka bir adım daha attık bu çerçevede. Kılık kıyafetine karışan devlet anlayışını terk ettik. İnsanların memur olanların kamuda çalışanların etek boyunu, giyeceği ayakkabının topuğunu, bıyığının şeklini, nereden kesileceğini, selam verirken nereden selam verileceğini tek tek yazmışlar. Topuk şu kadar olacak, bıyıklar şöyle olacak, efendim etekler böyle olacak, makyaj şöyle olacak bunlar saçmalık değil ha yönetmelikte yazan şeyler ben detaylı vermiyorum. Şöyle şöyle olacak yani ben senin bıyığına karışırım, topuğuna karışırım, makyajına karışırım, başını örtüp örtmediğine karışırım bunlara uymazsan da dünyayı sana dar ederim bu devlette sana ekmek yedirtmen diyen bir devlet anlayışını ortadan kaldırdık onun yerine insanların bıyığına, başının örtüsüne açıklığına, topuğuna, eteğine, makyajına, her şeyine karışmayan ve bu alanda hürriyeti getiren bir devlet anlayışını, bir kamu yönetim anlayışını ikame ettik. Ve yönetmeliği değiştirdik. Haksızlığa, ayrımcılığa son verdik. İşte Türkiye'de oluşturduğumuz demokratik iklim ve demokratik anlamda yaşanan değişim sayesinde bugün attığımız bu adım toplumda karşılık buldu. Siyasette karşılık buldu. Bu adımın yanlış olduğunu açıkça söyleyen kimsecikler yok. Ama bu konuda ikiyüzlü bir siyaseti ortaya koyan CHP zihniyeti yine meydanda geziyor. Bir yandan başörtülülere seçim gelince rozet takacaksın, öte yandan çarşaflılara rozet takacaksın, öte yandan seçimlerde kapı kapı başörtüsü dağıtacaksın, öte yandan partinin seçim otobüslerine başörtülü hanımların resimlerini koyacaksın, öte yandan başörtülü adaylar göstereceksin göstermek istiyorum diyeceksin, öte yandan bu meseleyi de biz ancak çözeriz biz ancak hallederiz diyeceksin ondan sonrada kalkıp bununla ilgili başka işler söyleyeceksin. Şimdi diyor ki; Kılıçtaroğlu başörtülüler artık tehlikede diyor. Hani sen haktan hürriyetten yanaydın. Milletvekillerinden bir tanesi gidip bu düzenlemenin Anayasaya ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay'a iptal davası açtı. Bende çağrı yaptım. Bu milletvekili kendi başına mı bu davayı açıyor yoksa CHP adına mı açıyor. Vekil ben kendim açıyorum diye bir açıklama yaptı. CHP yede çağrıda bulundum eğer CHP bu dava benim davam değil diyorsa, bu vekil kendi başına hareket etmiş diyorsa o zaman lütfen çıksın desin ki bizim bu davanın arkasında bir desteğimiz yoktur. Biz bu davanın açılmasını doğru görmeyiz. Yanlış görüyoruz. Bu vekil parti politikalarının dışında da hareket etmiştir onunla da ilgili şu işlemi yapıyoruz deyin ki biz sizin samimiyetinize inanalım. Ama hayır öyle değil milletin bu konuda ortaya koyduğu samimi idareye açıktan karşı çıkamadıkları için milletin önünde başka bir üslup ama el altından dava açtırmak suretiyle bunun iptali için yol arıyor, çıkış arıyor CHP. Eskiden Anayasa Mahkemesinin kapısının önünde yatardı. Şimdi bu kanun olmayınca o kapıya gidemediler. Yönetmelik değişikliği olunca Danıştay'ın kapısına gittiler ve oradan imdat bekliyorlar. Demokrasiye, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne din ve vicdan özgürlüğüne inanan hiçbir yerde bu hakkı kimse ayıplamaz ve bunu ayıplayan hukuk dışı göreni herkes kınar. Herkes ayıplar. Esas ayıp olan bu adımın önünü kesmek için hukuku kullanmak için mahkemeye başvurmaktır. Ben bu hukukun böyle bir yola izin vereceğine ihtimal vermiyorum çünkü bizim hukukumuzda buna izin veren biz düzenleme yok. Esas Anayasaya aykırı olan bir şey varsa var idiyse mevcut kanunlarımıza aykırı olan varsa var idiyse o nedir biliyor musunuz? O işte bu yönetmeliğin ta kendisidir. Biz şimdi bu yönetmeliği değiştirerek esasında yönetmeliği Anayasa ve yasalara uygun hale getirdik. Ama bunlar milletin başında boza pişirmeye alışmış dayatmacı CHP'nin anlayışını yansıttıkları için buna tahammülleri yok. Ama artık Türkiye bunu aştı bunu da aşacaktır. İnşallah bu davadan da bir netice çıkmayacaktır. Çünkü hukuk varsa, insan hakları varsa, Anayasamız orada duruyorsa kanuna Anayasaya ve insan haklarına Anayasanın 90. Maddesine göre hüküm verme yetkisi mahkemelerdeyse bu kanunların ve hukukların hiçbirisi CHP'nin bu davasına hak vermez. Şimdi başlamışlar CHP meclise başörtülü biri gelirse ne yaparız diye düşünüyorlar. Kara kara düşünüyorlarmış. Meclise bir milletvekili başını örtüp girerse biz ne yapacağız. Yani herhalde çok istişare yapıyorlar. Basına baktığımızda kara kara düşündüklerini anlıyoruz. Yav niye kara kara düşünüyorsun. Efendim iç tüzükte yasak varmış değişmezse olmazmış. İş tüzükte yasak masak yok. Yasak kafalarda var. Zihniyette var. Türkiye Büyük Millet Meclisi iç tüzüğünde milletvekillerinin başını açık bulundurmak veya örtülü bulundurmaya zorlayan veya bu konuda yasak getiren ima yollu dahi bir düzenleme yoktur. Efendim Sayın Merve Kavakçı o günkü dayatmacı zihniyetin 28 Şubatın adeta emir eline dönüşmüş anlayışın yasakçı tezahürüdür o. İç tüzüğün uygulanış şekli değildir. O bir gelenek oluşturmaz. Doğru olmayan şeyleri kimse meclisin teammülü meclisin geleneği, meclisin kabulü olarak ta getirip önümüze koymasın. Koyamaz da. Böyle bir teammül yok siz bir iç tüzüğü yanlış uygulayacaksınız, iç tüzükte olmayan bir şeyi iç tüzükte varmış gibi koyacaksınız sonrada vay efendim geçmişte uygulandı o zaman niye uygulandı. Bu mecliste 12 Mart 1971 de Büyük Millet Meclisinde 12 Mart Muhtırası okundu. Milletvekilleri kafalarını aşağı eğdiler bu muhtırayı dinlediler. 13 Mart 1971 de Cumhuriyet Senatosunda o zaman muhtıra okundu. Şimdi o zaman iç tüzükte vardı bu muhtıra okundu. Şimdi birileri kalkmış olsa ki kalktılar. 27 Nisanda bildiri yayınladılar. Mecliste okunmasın falan biz yırttık çöpe attık onu. Böyle şey olmaz dedik. Şimdi meclisin bu geleneğine göre yanlış yaptık. Çünkü o zaman iktidarda CHP vardı. En fazla vekil CHP'nindi. Mecliste de pek çok parti vardı o zaman. Onlar kafalarını eğdiler muhtırayı milletin meclisinde dinlediler. Biz bu zihniyeti bu meclise hiç yaşatmadık. Bu zihniye bizim dönemimizde kimse yaşatmaya cesaret edemez. Etmesi de mümkün değil. Ama onlar yaşattılar. Şimdi Merve Kavakçı hadisesi de bunun gibi zillet görüntüsüdür o görüntüler. O gün orada Türkiye Büyük Millet Meclisinde başı örtülü bir hanımefendiye Türkiye'nin Başbakanı haddini bildirin diye meydan okuyacak Kadın Örgütlerinin hiç biri de çıkıp “Ey Sayın Başbakan sen kime haddini bildirin diyorsun'' demediler. Haddini bildirin diyene destek oldular, alkışladılar o hanımefendiye yapılmadık manevi zulmü işkenceyi bırakmadılar. Ve hukuksuz bir şekilde vekilliğini elinden aldılar. Kimse bunların hukuka uygun olduğunu söyleyemez. Evet, bunların bir şeye uygunluğu var. O da neye uygunluğudur eğer siz Anayasa ve yasa denetimini 28 Şubat ruhuna uygunluk denetimi olarak algılar ve öyle yaparsanız o zaman bu yapılan uygulama 28 Şubat ruhuna uygun bir uygulamadır. Ama demokrasinin ruhuna, milli iradenin ruhuna, insan haklarına uygun bir uygulama değildir. Bu CHP'ni Bu MHP'nin aklı buna erer mi ermez. Onlar felaket tellallığı yaparlar. Milliyetçilik budur dağları millet için delmektir. Milliyetçilik denizin altından yol bulup bu milleti ileriye taşımak daha ileri noktalara götürmektir. Hizmet etmektir. Bunlar slogan atıyorlar. Onu da doğru dürüst atamıyorlar ama. Bahçeli geçen andı bile okuyamadı biliyorsunuz. Yani Andı eleştireceğim derken andı dahi yazılı metinden doğru okuyamadı. E tabi sloganları doğru atamamaları normal. Keşke onu da becerseler onu da yapamıyorlar. Ama biz hizmet yapıyoruz. Ayın 29'un da Allah nasip ederse Marmaray'ı Sayın Başbakanımız açacak. Ve denizin altından Yerköylü kardeşimde 2015 biraz sarkma ihtimali var. 2016 da eğer sarkarsa buradan bindiğinizde denizin altından Trakya'ya geçeceksiniz inşallah. Batı yakasına geçeceksiniz inşallah.

Bu haberi nasıl buldunuz?

chat_bubble Yorumlar (0)

İpucu: Giriş yapın veya misafir olarak yorum yapabilirsiniz.

⚠️ Misafir yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.

chat_bubble

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!