EL EMEÐİ GÖZ NURU

-

Necdet Demirel
edit YAZAR Necdet Demirel arrow_forward
calendar_month 15 Ara 2025
schedule 4 dk
visibility 28
update 23:06
share
Bu haberi paylaş
Facebook X WhatsApp
EL EMEÐİ GÖZ NURU
  EL EMEÐİ GÖZ NURU NAHT SANATI İslam dininin heykel traşlık sanatına izin vememesi Türler ve Müslümanlar arasında ahşap oymacılığı sanatında ilerlemelerini sağlamıştır. Daha önceleri Orta Asya'da yaşayan Türklerin heykel ve oyma süslemelerine rastlanmıştı. SANAT USTASININ ELİNDE GÜZELLEŞİYOR Hatt-ı Naht sanatının bir zaman kıymetlendirme bicimi olduğunu söyleyen Hüseyin AKBAŞ (44) “Biz zamanımızı kıymetlendirmek adına bir çalışma düşünürken bi vesileyle ustamızla tanıştık.  O tanışlıktan sonra buraya doğru da devam ediyoruz.  Yani hatt-ı naht meşk ediyoruz öyle deyim. Daha çok yaptığımız çalışmalar hüsnü hat yazılarının ahşaba aktarılması. Ayet olabilir, hadis olabilir, kelamı kibar olabilir hatta bir iş sınırı yok.  Hattatlar ne yazmışsa bizde onu ahşaba aktarıyoruz. Zamanı çar çur etmeden güzel bir şeyle meşk ediyor olmak kendi başına bir güzellik” dedi. Ailesi ve yakınları tarafından de desteklendiğini dile getiren Hüseyin Akbaş “Onların tepkileri iyi Allaha şükür. Hatta onlarda bizle beraber ebru falan da meşk ediyorlar. Onlarda bu işlerle ilgililer. Avantaj sağlıyor tabi. Şimdi çevremizdeki insanlarda birkaç gruba ayırmak gerekiyor. Bir kısmı çok ciddi oranda destekçi. Allah razı olsun. Onlar malzeme temin etme konusunda, yaptığımız işleri eleştirme konusunda onları kıymetlendirme konusunda bizim moralimizi yükseltme konusunda çok büyük gayretler gösteriyorlar” diye konuştu.  Ayrıca öğretmenlik yapıyorum şuan Sorgun merkezde çalışıyorum. Sorgunluyum. Biz zamanımızı kıymetlendirmek adına bir çalışma düşünürken bi vesileyle ustamızla tanıştık.  O tanışlıktan sonra buraya doğru da devam ediyoruz.  Yani hatt-ı naht meşk ediyoruz öyle deyim. Daha çok yaptığımız çalışmalar hüsnü hat yazılarının ahşaba aktarılması. Ayet olabilir, hadis olabilir, kelamı kibar olabilir hatta bir iş sınırı yok.  Hattatlar ne yazmışsa bizde onu ahşaba aktarıyoruz. Şimdi biz bu şekilde yapılarda bizden başka kimseyi bilmiyoruz var mı yok mu bilmiyoruz. Şun biz yapıyoruz işte bir kaç tane sergiye de katıldık Ankara da, Yozgat ta yaptık bu işi. Oralarda şahit olmadık belki vardır mutlaka ama biz bilmiyoruz yani şuan fili olarak biz varız yani. Kıl testereyle yapılan ya da blok ceviz oymasıyla yapılanlar var onlara şahit olduk ama bu şekil de kaplamayla yapılana şahit olmadık. Eyvallah yani emeksiz bu iş olmuyor. Zaten emeğini sevdiğimiz için bu işi meşk ediyoruz. Yani şöyle söyleyelim o bizim çıraklık, kalfalık dönemlerinde günlük ortalama 4-5 saat meşk ettiğimiz oluyordu. Ayrıca bir günde 10 saat 12 saat çalıştığımızda oldu. Elbette zaman istiyor. Zaman zaman bir ay bile süren levhalarımız var.  Örneğin ayet-el kurs-i meşk ediliyorsa bir ay ayırmak gerekiyor bir levhaya. Onun dışında bir hafta 10 günde de çıkabilecek levhalar var. Yaklaşık altı senedir uğraşıyoruz. Onlar zaten bu işe tepkili olsaydı bu iş buraya varmazdı. Şuan kirada oturduğumuz evin büyük olması bize avantaj sağlıyor. En alt katı atölye, onlarda sağ olsunlar bize yardımcı oluyorlar. Onların iyi niyeti ve gayretleriyle bu iş buraya vardı. Yoksa biz tek başımıza bu işi bir yere vardıramazdık. Onların tepkileri iyi Allaha şükür. Hatta onlarda bizle beraber ebru falan da meşk ediyorlar. Onlarda bu işlerle ilgililer. Avantaj sağlıyor tabi. Şimdi çevremizdeki insanlarda birkaç gruba ayırmak gerekiyor. Bir kısmı çok ciddi oranda destekçi. Allah razı olsun. Onlar malzeme temin etme konusunda, yaptığımız işleri eleştirme konusunda onları kıymetlendirme konusunda bizim moralimizi yükseltme konusunda çok büyük gayretler gösteriyorlar. Fakat işte başkaları da bunların boş iş olduğu seküler bir kazanç getirmediğinden dolayı boş iş olduğunu düşünüyorlar. Ama yakın çevremizden böyle düşünen yok yani. Yakın çevremizden mutluyuz yani memnunuz. Şimdi bu levhaları zaten yapıyor olmak bunun değerlendiği anlamına geliyor bizim için açıkçası. Çünkü zamanı çar çur etmeden güzel bir şeyle meşk ediyor olmak kendi başına bir güzellik zaten.  Ama yapılan bu levhalar sonuçta ne oluyor işte yaklaşık 400- 500 levha yaptık. Hediye ettiklerimiz var, evlenen arkadaşlara hediye ediyoruz, ev alanlara hediye ediyoruz, birkaç tane sergi yaptık işte orda hediye ettiklerimiz oldu. İnsanlardan alanlar oluyor bunu. Yaptığımız işin geleceğiyle ilgili birkaç şey söyleyecek olursak eğer yaptığımız bir sanatsa bu gönüllerde er yada geç bir karşılık bulur. İlada bunu devam ettirmek için şuna gerek var buna gerek var şeklindeki bir ifadeyi doğru bulmuyorum. Şimdiye kadar iki üç tane çırağımız yetişti. Hala bir çırağımızda var. Beraber çalışıyoruz kendisiyle yani bu bir gönül işi o kimin gönlünden gelirse öğrenme isteği gelirse biz buradayız yardımcı oluyoruz.

Bu haberi nasıl buldunuz?

chat_bubble Yorumlar (0)

İpucu: Giriş yapın veya misafir olarak yorum yapabilirsiniz.

⚠️ Misafir yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.

chat_bubble

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!