DEDEDEN TORUNA MİRAS DAVA

-

Necdet Demirel
edit YAZAR Necdet Demirel arrow_forward
calendar_month 15 Ara 2025
schedule 3 dk
visibility 30
update 14:10
share
Bu haberi paylaş
Facebook X WhatsApp
DEDEDEN TORUNA MİRAS DAVA
DEDEDEN TORUNA MİRAS DAVA Dava şuan ki müvekkillerimin dedesi Eyüp Yeşilırmak tarafından yaklaşık 90 yıl önce davalılar Işıklı Eldemir ve Küçükdemir diye Kafkasya'dan gelen aileler arasında görülen arazi davasıdır. Davanın ilk başlangıcı müvekkilimin dedesine ait araziye Kafkasya'dan gelen aileler kullanmışlardır. Müvekkilimin dedesi de kullanmalarını engellemek için dava açıyor. Uyuşmazlık 90 yıl önce bu şekilde başlıyor. Yalnız bu dava sonuçlanmadan müvekkilimin dedesi vefat ediyor. Yerine çocukları geçiyor yani şuanki müvekkilimin babaları geçiyor. Müvekkilimin babası da davaya devam ediyor. Davalılar da sürekli araziyi kullandıkları için yeni yeni kişileri davaya dahil ediyorlar. Bu arada o zamanki mevcut şartlarda yargılamada toplanan delillerin uzun sürmesi neticesinde sürekli duruşmalar erteleniyor. En sonunda adliyede bir yangın çıkıyor. Müvekkillerime ait dava dosyası yanıyor. Dava dosyası yandığı bir anlamda için geçmişle olan bağlantı kesiliyor. Orası müvekkillerimin tapulu taşınmazları olduğu için onlara ait belgeler yanıyor. Yaklaşık 1977 yılında genel mahkeme bir karar veriyor Kadastro Mahkemesi müvekkillerimin aleyhine, davalıların lehine. 1977 yılında verilen kararı müvekkillerim temyiz ediyor. Yargıtay'a gidiyor, Yargıtay dosyayı inceliyor ve aynen şöyle bir kararla bozuyor yerel mahkemenin kararını; ‘Tapulu taşınmazların zilliyetlikle ihtisaf edilemez' diye bozuyor ve bu yönde dava 1981 yılında yeniden başlıyor. Bu yıldan sonra dava yeniden açıldığı ve davalılar araziyi sürekli ekip biçtikleri için yeni yeni kişiler davaya dahil ediliyor. Mevcut davaya devam edenler vefat ediyor ve hatta müvekkillerimin babaları da ölüyor müvekkillerim de şuan 60'lı yaşlarda, onlar da davaya devam ediyorlar. 1981'den sonra taraf teşkili bir türlü sağlanamıyor. Davalıların ölmesi, çocukların yerine geçmesi, yurt dışında olması ve mahkemeye bir takım belgelerin zamanında gelmemesi sebebiyle dava uzuyor. En son olarak da 2012 yılında davayla ilgili keşif günü aldık. Mahkeme keşfe gidecek, keşiften sonra inşallah neticelenecek diye düşünüyoruz. Bu arazi yaklaşık 23 parselden oluşan bin 200 dönüm değerinde bir arazidir. Çorum-Amasya Karayolu tam ortasından geçmektedir. Sulanabilir bir arazidir, değeri de çok yüksektir. Müvekkillerimin dedelerinden kalan bir arazi olduğu için eğer orayı kendileri kullansa ekip, biçse idi şuanki mağduriyetleri olmayacaktı. Fakat şuan müvekkiller de alamadıkları için çok mağdur durumdalar. Şuan ekip biçen taraf diğer taraf diğer taraf olduğu için hatta bu konuda tedbir kararı da yoktur, çıkmıyor. Dolayısıyla ne kadar uzun sürerse ekip biçmeye de devam edeceklerdir. Müvekkillerimin Osmanlı'dan kalma tapuları vardır. Daha sora Cumhuriyet döneminde 1949 yılında müvekkillerimin dedelerine ait tapu çıkıyor. Şuan uyuşmazlın konusu olan araziyle ilgili tapu olduğu halde hala dava devam etmektedir. Müvekkillerimin dedeleri vefat etmiştir. Müvekkillerimin babaları resimde görünen kişilerdir. Ama tapuları hala duruyor. Osmanlı'dan kalma tapuları da dava dosyasına sunduk ancak davamız halen devam etmektedir. Bu dava bir anlamda dededen miras kalan bir davadır. Müvekkillerimin dedeleri görmemiştir. Onun çocukları babalar da görmemiştir. Ve kendileri de şuan yaşlılar. O yüzden dededen miras kalan bir dava diyebiliriz. Bu davanın uzun sürmesi neticesinde müvekkillerim istemeyerek de olsa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır. Ve İnsan Hakları Mahkemesi'ne 10 milyon Avroluk tazminat davası açıldı.   

Bu haberi nasıl buldunuz?

chat_bubble Yorumlar (0)

İpucu: Giriş yapın veya misafir olarak yorum yapabilirsiniz.

⚠️ Misafir yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.

chat_bubble

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!