BOZDAÐ’DAN BAŞBUÐ’UN TAHLİYESİ AÇIKLAMASI

-

Necdet Demirel
edit YAZAR Necdet Demirel arrow_forward
calendar_month 15 Ara 2025
schedule 3 dk
visibility 33
update 01:58
share
Bu haberi paylaş
Facebook X WhatsApp
BOZDAÐ’DAN BAŞBUÐ’UN TAHLİYESİ AÇIKLAMASI
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Yozgat´ın Çekerek ilçesinde partisinin seçim ve irtibat bürosu açılışını gerçekleştirdi. Açılışın ardından Adalet Bakanı Bekir  Bozdağ gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bozdağ yaptığı açıklamada; Sayın Başbuğ'un tahliye kararı hayırlı olsun, kendisine de geçmiş olsun diyorum. Esasında bizim hukukumuzda tutuklama bir tedbirdir. Maalesef bazı uygulamalarda istisnai tedbir olan bu husus sanki bir kural olarak algılandı bu yanlış bir uygulamadır insanların herhangi bir suç istisnai son derece sınırlı bazı hususlar hariç yargılamaların tutuksuz yapılmasıdır. Suçları sabit olduğu zaman o zaman cezaların infazı için cezaevine girmeleri doğru olandır. Esasında tutuklama yerine adli kontrol tedbiri uygulanabilir. Yasa koyucu adli kontrolü getirirken tutuklama halinin şartlarının olduğu halde dahi mahkemelere hakimlere başkaca tutuklama dışında bir tedbir uygulama imkanı da getirdi. Bu yasa koyucunun iradesini yansıtan önemli bir düzenlemedir. Sonuçta bu konularda karar verme yetkisi tamamen mahkemelere ait olan bir yetkidir. Tedbir kararını kaldırmak veya uygulamak onlar mahkemelerin karar vereceği hususlardır. Sayın Bağbuğ'a tekrar geçmiş olsun diyorum. Tabi Türkiye de dinlemelerin insanlarımızı son derece rahatsız ettiği hepimizin bildiği bir gerçek. İnsanlar artık telefonlarını yanında taşıyamıyor. Sohbet ederken telefonlarını başka yerlere koymak gibi bir alışkanlık edilmeye başladılar. Sıradan vatandaşlar dahi acaba bizi birileri dinliyor mu diye telefonda konuşmamaya hatta oturma odalarında iş yerlerinde dahi konuşmamaya başladılar bu çok kötü bir durumdur. Bir hukuk devletinde insanların özel hayatlarına dahi böyle bir endişeye kapılmaları kabul edilemez izah edilemez. Öylesi bir olumsuzluğa hiç kimsesinin sebebiyet vermeye hakkı yoktur. Dinleme kararları bizim hukukumuz içerisinde bir usul gayesinde elete alınabilir. Bizim düzenlemelerimiz dinlemelerin en son çare olarak başvurulmasını ön görüyor, sadece belli suçlarla ilgili bunun yapılmasını ön görüyor. Geçenlere bir istihbarat müdürünün açıklaması bir gazetede yer aldı. Orada adeta itiraf ediyor. Diyor ki eskiden Türkiye de işkence vardı kötü muamele vardı şimdi ortadan kalktı. Neden çünkü o zaman şüphelileri konuşturmak için kötü muameleye başvuruluyordu. Şimdi dinlemeler yapılıyor kötü muameleye başvurma ihtiyacı katlı anlamına gelecek bir değerlendirme yapılıyor. Bu değerlendirme neyi gösteriyor son çare olarak ancak belli suçlarla ilgili başvurulması gereken bir usulü herhangi bir suç soruşturmasında yapılan ilk uygulama ilk işlem haline dönüştürüldüğünü gösteriyor ki bu hukuk devleti bakımından bizim insanımız bakımından insan onurunu ve haysiyetini koruma bakımından tehlikeli ve sakıncalı bir durumdur. Bizim hukukumuzda dinleme tedbiri ilk uygulanacak usul hükmü asla değildir. En son çare olarak uygulanacak bir hükümdür. Bu ortaya çıkan kayıtlar veriler esasında dinleme konusunda yasaların belirtildiği sınırların aşıldığını gösteriyor. Bu sınırların yasaya rağmen genişletildiğini gösteriyor. Buda çok tehlikeli bir durumdur. Zira savcıların ya da bu kararı verenlerin herkesten daha çok hukuka insanların haklarına özel hayatına insanların onuruna lekelenmeme hakkına herkesten önce daha çok önem göstermesi gerektiği bir gerçektir. Ben muhalefete de bir şey söylemek isterim. Türkiye de özel hayata ilişkin kişi hürriyetine ilişkin haberleşme hürriyetine ilişkin özel hayatın gizliliğine ilişkin insan onurunun ve haysiyetinin ihlaline ilişkin bir takım böylesi ahlaksız hukukun dışında olan veya hukukun sınırları aşılarak yapılan hadiseler ortaya çıktığında bu işlerin odağında olanlar farklı diye farklı muamele takınmaya siyaset açısından doğru değildir. Hep beraber bir ahlaksızlık varsa onun karşısında olacağız, ahlaktan yana tavır koyacağız. Eğer bir hukuksuzluk varsa onun karşısında olup hukuktan yana tavır koyacağız. Ancak bizim muhalefetimiz siyaset kurumumuz maalesef henüz bu noktaya gelmemiştir. Soruşturulan kişi eğer CHP'nin MHP'nin saydığı sevdiği bir kişi ise hakimleri savcıları yerin dibine geçiren bir muhalefet, yok onların sevmediği saymadığı bir kişi ise hakimleri savcıları kutsayan yapılan her işlemi ağrı dağı gibi doğru gören her ahlaksızlığa her hukuksuzluğu pirim veren bir yaklaşım bunu terk etmesi lazım muhalefetin. İktidar ile aynı nokta da bir hukuksuzluk varsa, bir haksızlık varsa, bir ahlaksızlık varsa bu hukuksuzluk, haksızlık, ahlaksızlık kime karşı yapılıyorsa yapılsın onun karşısında hukuktan, haktan ve ahlaktan yana tavır koymalı hep beraber bunu yapmalıyız. Biz iktidar olarak bunu söylüyoruz, kendimizi ayır damdan da bunu söylüyoruz. Ama maalesef buna insanlar muhalefet partileri şimdilerde pek itibar etmiyorlar. Eskiden dinlemelerden o kadar rahatsız olanlar şimdi rahatsız olduklarını ifade eden cümle kurmaktan dahi çekiniyorlar. Halbuki hukuk hepimize lazım, bunun herkesin çok iyi bilmesi gerekiyor. 

Bu haberi nasıl buldunuz?

chat_bubble Yorumlar (0)

İpucu: Giriş yapın veya misafir olarak yorum yapabilirsiniz.

⚠️ Misafir yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.

chat_bubble

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!