21’İNCİ YÜZ YILIN KERBALASINI YAŞIYORUZ

-

Necdet Demirel
edit YAZAR Necdet Demirel arrow_forward
calendar_month 15 Ara 2025
schedule 5 dk
visibility 29
update 12:04
share
Bu haberi paylaş
Facebook X WhatsApp
21’İNCİ YÜZ YILIN KERBALASINI YAŞIYORUZ
  21'İNCİ YÜZ YILIN KERBALASINI YAŞIYORUZ   Başbakan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ, Suriye'de ve Arakan'da Müslümanlara yönelik yaşananları 21'inci yüz yılın yeni Kerlabası'na benzeterek; “Temmuz'un bu sıcağında Ağustos'un hemen başında bir başka Kerbala'yı maalesef yanı başımızda yaşıyoruz. Suriye'de yaşanan bu olaylara sessiz kalanlar, bu hadiseyi engellemek için ellerinde güç  olup da bunu kullanmayanlar ve buradaki katliama seyirci kalanlar bu Kerbala'lardan dolayı  mesuliyetten kurtulamazlar. Onların mesuliyeti vardır ve bu mesuliyetin hesabını da hem tarihe hem de Allah'a vermek zorunda kalacaklardır” dedi. Memleketi Yozgat'ta partisinin düzenlendiği geleneksel iftar yemeğine katılan Başbakan Yardımcısı Bozdağ, burada yaptığı konuşmada Suriye ve Arakan katliamına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.  Suriye'de ve Arakan'da Müslümanlara yönelik yaşanan katliam karşısında Birleşmiş Milletleri susmakla suçlayan Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na da ‘Başer Esed hükümetini' desteklemekten vazgeçmeye davet etti. Bozdağ Suriye üzerinden hesap yapanların büyük bir yanlış içerinse girdiğini, bir yangında insanlar cayır cayır yanarken birilerinin artı eksi hesabı yapmasının kimseyi sorumluluktan kurtarmayacağını belirterek; “Aksine sorumluluklarını artırır mesuliyetlerini artırır. İnsanlar ölürken öldürülürken ülkelerde insanlar da hesap yapmamalı, bu öldürme faaliyetine son verecek adımı beraber atmalıdır” dedi. 1995 yılında Bosna-Hersek'te 200 bin kişinin öldüğünü hatırlatan Bozdağ; “Sadece 8 binden fazla insan 1995'in 11 Temmuz'un da hayatını kaybetmiş ondan sonra Birleşmiş Milletler harekete geçebilmişti. Maalesef şimdi yeni Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri  Ban Ki-Moon özür diliyor Birleşmiş Milletler adına 20 sene sonra. Eğer Birleşmiş Milletler vaktiyle hareket etseydi atması gereken adımları atsaydı engel olması gereken ölümlere engel olma gücü varken engel olabilseydi bu özre gerek kalmazdı. Bu gün Suriye'de bin kişi öldüğünde, 10 bin kişi öldüğünde, 15 bin kişi öldüğünde hala bekleyenler hala hesap yapanlar hala şöyle böyle diyenler umarım yarın özür dilemek zorunda kalmazlar. Çünkü vicdanı olanların bu ölümleri kaldırması mümkün değil. Kafasını yastığına koyup rahat uyuya bilmesi mümkün değil. Bu gün Halep bombalanırken Suriye'nin dört bir yanı bombalanırken birilerinin huzur içerisinde ben rahatım diye biliyorlarsa orada vicdani sıkıntılar var demekti, başka problemler var demektir” diye konuştu. Anamuhalefet Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu Suriye'deki mezalimi gerçekleştiren Beşer Esad'ı desteklemekle suçlayan Bozdağ şunları söyledi: “Dışarıda hesap yapalar varda içerde hesap yapanlar yok mu? Maalesef ülkemizde de hesap yapanlar var. Şimdi bundan dolayı hükümet bir zarar görsün aman Suriye'deki işler çıkmaza girsin orada şöyle şöyle hadiseler olsun da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bundan zarar görsün biz de bu zarar üzerine siyasetimizi bina edelim diyen insanlar var. Bakın Türkiye'nin ana muhalefet partisinin sayın genel başkanı konuşmalar yapıyor, değerlendirmeler yapıyor. Bu değerlendirmeleri dinlediğimiz zaman Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin değerlendirmeleri ile mi paralel yoksa Suriye'nin zalim yönetiminin Beşer Esad'ın değerlendirmeleri ile mi paralel ona bakmak lazım. Onun için ben buradan bir kez daha Sayın Kılıçdaroğlu'na Yozgat'tan soruyorum;   “Sayın Kılıçdaroğlu siz kimden yanasınız, haktan yana mısınız yoksa haksızdan yana mısınız. Mazlumdan yana mısınız yoksa zalimden yana mısınız. Türkiye'den yana mısınız yoksa Suriye'den yana mısınız. Sahi siz kimden yanasınız. Ben kimden yana olduğunuzu yorumlara açık kapı bırakmayacak şekilde izah edin. Çünkü bu izaha senin ihtiyacın var, bu millet sizi takip ediyor, kimden yana olduğunuz konusunda tereddüdü var.”  Benim de tereddüdüm var, Suriye'nin zalim yönetimine karşı böylesine candan destek verilmesini anlamakta işin doğrusu zorlandığımı ifade etmek istiyorum. Ayrıca Barış ve Demokrasi Partisi de tutum ve tavırları itibari ile kimde yana olduğunu onun da iyi ortaya koyması lazım, açıklaması lazım. Türkiye'den yana mı Suriye'den yana mı haktan yana mı haksızdan yana mı zalimden yana mı mazlumdan yana mı buradan herkesin tavrını ortaya koyması lazım.” ARAKAN'DA İNSANLAR MÜSLÜMAN OLDUÐU İÇİN ÖLDÜRÜLÜYOR Başbakan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ, Arakan'da Müslümanlara yönelik sürdürülen katliama Birleşmiş Milletler ve Uluslar arası güçlerin duyarsız kaldığını ileri sürdü. “Türkiye'de hukuka uygun bir davranış olduğu zaman dahi Avrupa'dan ve başka ülkelerden insan hakları örgütleri gelip her tarafı ayağı kaldırırken Arakan'da insanlar öldürülürken çocuklar diri diri suya atılıp boğulurken, kadınlara tecavüz edilip öldürülürken insan hakları savunucularından bir ses yok, bir seda yok” diyen Bozdağ; “Buradan sormak istiyorum öldürülen Müslüman olunca insan hakları ortadan kalkıyor mu. İnsan hakları sadece Müslümanlar söz konusu olduğu zaman yok olduğu zaman yok oluyor başkaları söz konusu olduğu zaman mı var oluyor. Böyle şey olabilir mi. Dünya sessiz kalırsa Arakan'da da ölenlerin sayısı binleri geçecek, orada da büyük bir katliam güç bularak devam edecektir. O nedenle buradan bir kez daha diyoruz ki lütfen Arakan'da yaşanan hadiselere karşı da sessiz kalmayalım, Birleşmiş Milletlerin, uluslar arası toplumun bu hadiseyi engelleme gücü kudreti vardır, lütfen bu gücü bu kudreti kullanıp, oradaki katliama son verelim. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu noktada milletin sesi olmuş, Arakan'da yaşanan katliama karşı da tavrını ortaya koymuş, gerek Birleşmiş Milletler nezdinde gerekse uluslar arası toplum nezdinde girişimlerini sürdürmektedir. Ben buradan Uluslar arası topluma bir kez daha diyorum, lütfen Arakan'da yaşanan katliama karşı sessiz kalmayalım. Eğer sessiz kalırsa bu katliamın birinci derece sorumlusu onu gerçekleştirenlerdir ama ikinci derece sorumlusu da ona engel olma güç ve kudreti olup da bu güç ve kudreti kullanarak engel olmayan uluslar arası toplumundur. O nedenle umarım geç kalınmaz umarım vakit geçmeden bu kan da son bulur. Yurtta Sulh Cihan'da Sulh ilkesini yangın yanarken insanlar cayır cayır ölürken, öldürülürken susmak olarak değil bu yangını söndürüp sukunu ortaya getirmek olarak gördüğümüzü ve üzerimize düşeni, barışın olması için içerde ve dışarıda huzur ve barışın olması için üzerimize düşenleri gerektiği gibi gerektiği zamanda gerektiği kadar yapmak olduğunu biliyor ve o şiarla pasif değil aktif olmaya özen gösteriyoruz” şeklinde konuştu.  

Bu haberi nasıl buldunuz?

chat_bubble Yorumlar (0)

İpucu: Giriş yapın veya misafir olarak yorum yapabilirsiniz.

⚠️ Misafir yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.

chat_bubble

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!