Adalet Bakanı Bozdağ Yozgat’ta Konuştu
151 defa okunmuş - 05 Ekim 2014 - Pazar 00:00
Bakan Bozdağ, memleketi Yozgat'ta partilileri ve Yozgat Valiliği tarafından düzenlenen bayramlaşma programına katıldı. Bozdağ, parti binasındaki program öncesinde yaptığı konuşmada Türkiye'nin yanı başında, komşularında ve başka yerlerde huzur ve barış içerisinde bayramı yaşayamayan Müslümanların bulunduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:  “Dileğimiz o dur ki, Türkiye'de nasıl bizler huzur ve barış içerisinde sevdiğimiz ve saydığımız insanlarla birlikte kurban bayramı yaşıyor ve kurban ibadetini yerine getiriyorsak, aynı şekilde Suriye'de, Irak'ta, başkaca diyarlarda darda ve zorda olan bütün Müslümanların kurban  bayramı yaşamalarıdır" dedi. Bozdağ yaptığı açıklamada; Türkiye'nin yanı başında, komşularında, uzak bazı diyarlarda, başka yerlerde maalesef huzur ve barış içerisinde bayramı yaşayamayan Müslüman kardeşlerimiz de var. Dileğimiz o dur ki, Türkiye'de nasıl bizler huzur ve barış içerisinde sevdiğimiz ve saydığımız insanlarla birlikte kurban bayramı yaşıyor ve kurban ibadetini yerine getiriyorsak, aynı şekilde Suriye'de, Irak'ta, başkaca diyarlarda darda ve zorda olan bütün Müslümanların kurban  bayramı yaşamalarıdır. Biz istemeyiz teskereyi kullanmak ve teskereyi hayata geçirmeyi arzu etmeyiz. Eğer Türkiye'nin ulusal güvenliğine, bütünlüğüne dönük bir tehdit ve risk olursa da elbette o zaman Türkiye olarak gereği ne ise onu yapma konusunda bizim tereddüdümüz olmaz. Esasında bu teskere hem Türkiye'mizin hem de hükümetimizin ulusal güvenliği konusunda ortaya koyduğu hassasiyetin somut bir göstergesidir. Suriye'de uzunca bir zamandır acı var, göz yaşı var, kan var. Bir milyonu aşkın insan Türkiye'mize gelmiş durumda, bütün dünya Suriye'de yaşanan bu duruma kayıtsız kaldı. Dünya buna karşı seyirci kaldı, kimyasal silah kullanıldı buna karşı da seyirci kaldı. Ki, Suriye'de yaşanan zulüm Esad'ın zulmüdür bunda şüphe yok. Ama bu zulmü sona erdirme konusunda güç ve kuvveti olup da hareket etmeyenler de üzerine düşeni yapmayanlar da bu zulümde hisse sahibidir, sorumludur, mesuliyeti vardır. Türkiye bu noktada kan ve göz yaşının durması için üzerine düşeni fazlısıyla yapmıştır, hala da yapmaya devam etmektedir.  4 milyar civarında Suriye'den ülkemize gelen misafirlere yardım etmiştir. Yardım etmeye de devam etmektedir. Uluslararası toplum Türkiye'nin bu yardımlarını överken Türkiye'ye destek olma konusunda ve bu sorumluluğu paylaşma konusunda maalesef kılını kıpırdatmamıştır. Uluslararası toplumdan Türkiye'ye ‘yaptığınızı takdir ediyoruz' cümlesi dışında bir destek maalesef gelmemiştir. Bu da uluslararası toplumun Suriye'de yaşananlara kayıtsızlığının bir başka göstergesi olmuştur. Eğer Suriye'de ölenler Müslümanlar değil de gayrimüslimler, başka dine mensup olanlar olsaydı acaba  uluslarası toplum bu katliamlara bu kadar duyarsız kalır mıydı? Sizce kalır mıydı? Birleşmiş Milletler Suriye'de ölü sayıcılığı yapıyor. Şuana kadar yaptığı bundan başka bir şey değil. Halbuki bizim bütün hesabımız insanları yaşatmak üzere olmalıdır ve biz insanları yaşatmak için elimizden ne geliyorsa yapmamız lazım. Türkiye insanı yaşatan bir anlayışı yaşatmak için üzerine düşen anlayışı her şeye rağmen hayata geçirmeyi başarmıştır. Bizim 910 kilometre Suriye sınırımız var, orada bir yangın var bu yangının dumanı Türkiye'ye gelemeyecek mi?  Ateşi Türkiye'yi ısıtmayacak mı ısıtıyor. Oradaki iç çatışmanın kokuları Türkiye'ye gelmeyecek mi geliyor. Oradan kaçanlar Türkiye'ye gelmeyecek geliyor, elbette ki gelecek. Türkiye'nin bundan kendini kurtarma imkanı var mı yok o zaman Türkiye üzerine düşeni yapacak. ‘Ben Suriye'yi görmem, Suriye'deki çığlıkları duymam, Suriye'de olan bitene karşı kılımı kıpırdatmam' diyemez, deme imkanı lüksü de yok Türkiye'nin. Sınırın öte tarafındakiler komşumuz, amca çocukları bu yanda dayı çocukları o yanda, kardeş çocuklarının biri oyanda diğeri bu yanda. Akrabalarımız var, soydaşlarımız var, dindaşlarımız var, bu kadar birlikte oluşumuz var ve biz bu kadar birlikte olduğumuz insanlara arkamızı döneceğiz, olacak iş mi bu? Bizim CHP'nin yaptığı kör siyasetin Türkiye'nin önünü görerek yürümesine engel olmasına asla izin vermedik, bundan sonra da izin vermeyeceğiz, yolumuza milletimizin hukukunu gözeterek devam edeceğiz. Başka ülkelerin vatandaşları canlı yayında kurşuna dizilip veya infaz edilip, televizyon vasıtasıyla veya internet aracılığı ile dünyaya duyurulurken, Türkiye Cumhuriyeti'nin 46 tane rehin insanı burnu kanamadan  kurtarmayı başarması büyük bir olaydır, bu taktir edilmesi gereken  bir şeydir. Hem hükümetin takdirini gerektirir hem bu işte görev alan bütün personelin takdirini gerektirir hem de bu işi yürüten arazide gayret eden Milli İstihbarat Teşkilatımızın Başkanı Sayın Hakan Fidan'ı ve ekibinin takdirini gerektirir hem Genel Kurmay Başkanımızın ve silahlı kuvvetlerimizin takdirini gerektirir. Ama maalesef bu takdiri bile yapamadı bazı zavallılar. Türk milletinin yüzde doksan dokuzu hükümetimizin, istihbarat teşkilatımızın, silahlı kuvvetlerimizin bu başarısı ile iftihar etmiştir, övünmüştür. Bütün Yozgat'ta yaşayan vatandaşlarımızın bayramını ayrı ayrı tebrik ediyorum. 
Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...